Uygurlar kimdir?

Uygurlar, Çin’in kuzeybatısında yüzyıllardır yaşayan Müslüman bir etnik gruptur. Uygurlar büyük bir çoğunlukla, ülkenin en ücra köşesinde yer alan ve en az nüfusuna sahip bölgelerinden biri konumundaki ve alan olarak Çin’in en büyük eyaleti Sincan’da yaşamaktadırlar.

Son yıllarda Çin hükümeti, Uygurların kültürüne ve dini inançlarına karşı sert baskıda bulunarak, Uygurları ana dillerini konuştukları, kültürlerini sürdürdükleri, Ramazan boyunca oruç tutmak veya domuz etinden ve alkolden uzak durmak gibi eylemler dahil olmak üzere dinlerinin gerektirdiklerini uyguladıkları için cezalandırıyor.

Sweeping mountainous landscape with man and sheep in foreground (© Reuters/Stringer)
Uygur etnisitesine mensup bir çoban, Aksu’daki Tanrı Dağları’nın yakınlarında koyun sürüsüyle birlikte yürüyor, 28 Temmuz 2012. (© Reuters/Stringer)

Uygurlar, kültürel ve dini olarak Özbekler ve Kazaklar gibi diğer Orta Asyalı etnik gruplarla benzerlik gösteriyorlar. Uygurlar, Özbekçeye yakın akraba olan ve Kazakça, Kırgızca ve Türkçe ile benzerlikler taşıyan bir dil konuşuyorlar.

İslam, Uygur kimliğinin önemli bir parçasıdır ve Uygurların çoğu Sünni Müslümandırlar.

- Uygurların yaşadığı yerler - Rusya Moğolistan Kazakistan Kırgızistan Özbekistan Sincan Çin Nepal Butan Hindistan Bangladeş Burma - Uygur nüfuslu yerler - Kaynak: İnsan Hakları İzleme Örgütü

10 milyona yakın Uygur Sincan’da yaşarken, yüzbinlerce Uygur ise, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan dahil olmak üzere komşu ülkelerde yaşamaktadırlar.

Sincan, zengin doğal kaynaklara sahip olup, ekonomisi tarih boyunca tarım ve ticaret etrafında dönmüştür. Bir zamanlar şehirleri, meşhur İpek Yolu boyunca ana durak yerleriydi.

Çincede “Yeni Sınır” anlamına gelen modern Sincan bölgesi, 18. yüzyılda Çing Hanedanı’nın bölge üzerindeki kontrolünü ele geçirdiği askeri seferlerinin ardından Çin yönetimi altına girdi. 1930 ve 1940’lı yıllarda, bölgede bağımsızlığını ilan eden kısa süreli iki cumhuriyet dönemi yaşandı ancak Çin, 1949’da Komünist Parti’nin iktidara gelmesiyle bölgenin kontrolünü tekrar ele geçirdi.

Two women with headscarves walking past people in uniform (© Peter Parks/AFP/Getty Images)
Uygur etnisitesine mensup kadınlarÇin’in Sincan bölgesinde paramiliter polis memurları arasından geçerken. (© Peter Parks/AFP/Getty Images)

Çin’in Yaptığı Zulüm

Uygurlar, uzun yıllar boyunca kültürlerini ve dinlerini uygulama imkanları konusunda çok çeşitli kısıtlamalar getiren Komünist hükümetin uyguladığı yoğun bir ayrımcılıkla karşı karşıya kaldılar. Çin hükümeti ayrıca milyonlarca etnik Han Çinlisine (Çin’deki en büyük etnik grup) Sincan’daki Uygur çoğunluğunu azaltmak için bölgeye taşınmaları ve bölgenin doğal kaynaklarını geliştirmeleri hususundateşviklerde bulundu. Uygurlara ve diğer Müslüman azınlık gruplarına karşı yapılan yayılmacı, sosyal ve siyasi ayrımcılık, Çin egemenliğine karşı protestolara ve zaman zaman gerçekleşen şiddet olaylarına neden olmuştur.

Gazeteciler son yıllarda yerel yönetimin, etnik azınlıkların Çin Komünist Partisi’ne sadakat yemini etmeleye mecbur kılındığı resmi törenler ve imza törenleri düzenlediğini bildirmişlerdir. Ayrıca, Çin hükümeti Uygurların pasaport almalarını katı bir biçimde sınırlandırıp, hareket özgürlüklerini kısıtlamakta ve Uygurların yurtdışındaki diğer Türki ve Müslüman topluluklarla iletişime geçmelerini zorlaştırmaktadır.

At left, two guards standing outside decorated wall. At right, gate with guard tower (© Thomas Peter/Reuters)
SOL: Çin’in Sincan bölgesindeki Korgas ilçesindeki ‘mesleki beceri eğitim merkezinin’ dekore edilmiş kapısında duran güvenlik görevlileri. SAĞ: Tapançeng Bucağı, Sincan’da benzer bir toplama kampı. (© Thomas Peter/Reuters)

Yakın zamanda, Çin hükümetinin “aşırı islamcılık” ve “ayrımcılık” olarak nitelendirdiği mücadele adı altında, Çin, Nisan 2017’den beri 800.000 kişiyi ve muhtemelen 2 milyondan fazla Uyguru ve diğer Müslüman azınlık grubu üyelerini “toplama kampları”nda gözaltına aldı. Gözaltına sebebiyet verebilen “Potansiyel aşırıcılık” belirtileri, “kurallara aykıyı” sakal bırakma, nüfusunun çoğunu Müslümanların oluşturduğu ülkelere gitme, izinsiz Kuran’lara sahip olma, alkol ve domuz eti tüketmeyi içermektedir.

Çin yetkilileri bu kampları “yeniden eğitim” veya “meslek” okulları olarak adlandırıyor ancak, buralardan kaçan kişiler, elektrik şokları, rıza dışı itiraflar ve beyin yıkama hakkında haberler paylaşıyorlar. Çince şarkıları söylemeye, kanunları ezberlemeye ve Komünist Parti söylemlerini ezberden okumaya zorlanıyorlar. Uluslararası medya ve insan hakları kuruluşları, bu merkezlerdeki güvenlik görevlilerinin gözaltına alınan bazı kişileri suistimal ettiklerini, işkence yaptıklarını ve öldürdüklerini bildirmektedirler.

People riding and walking down a street while men install CCTV camera (© Thomas Peter/Reuters)
Çin’in Sincan bölgesindeki Kaşgar’ın eski kasabasındaki bir alışveriş caddesinde kapalı devre izleme kamerası kuran kişiler, 23 Mart 2017. (© Thomas Peter/Reuters)

Kamplarda olmayan Uygurlar, şehirlerde ve kasabalarda büyük polis ve askeri mevcudiyeti ile birlikte dünyadaki en nüfuz edici polis devletlerinden birine maruz kalıyorlar. Her köşede güvenlik kameraları bulunuyor ve Uygurların telefonlarına hükümetin aktivitelerini izlemesine izin veren uygulamalar yüklemeleri gerekiyor. Ayrıca, Uygurlar, devlet veri tabanları için DNA ve diğer biyometrik verilerini vermeye zorlanıyorlar.

Man looking at old city from across a bridge (© Thomas Peter/Reuters)
Çin’in Sincan bölgesindeki Kaşgar’da eski kasabaya doğru bakan bir Uygur, 23 Mart 2017. (© Thomas Peter/Reuters)

Uygurlar evlerinde bile yalnız değiller. “Yüz yüze izleme” programı, Çin Komünist Partisi üyelerinin görünüşte “insanlara daha yakın olmak” ve “karşılaştıkları sorunları anlamak” aynı zamanda da kültürel etkinliklerini, dini eylemlerini ve Komünist Parti’ye olan sadakatlerini rapor etmek anlamına geliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Michael Pompeo Ekim ayında bir röportajda şu sözleri söyledi: “Bu kamplar Çin Hükümeti’nin açıkça Çin halkının dini özgürlüklerini kısıtlamaya yönelik bir girişimidir.” Amerika Birleşik Devletleri “bu en temel insan hakkının inkarına karşı duracaktır.”

Bu haberde Amerika’nın Sesi raporundan yararlanılmıştır.